Üçoluk
Antalyadaki Karadeniz
Bir Karadenizli
olarak Antalyada yaşamanın zorluğunu gayet iyi bilirim. Yazın 40 derece
sıcaklıkta nefes almaya çalışmanın, akşam üstü arkadaşlarla plajda otururken
nemden ıslanmanın dayanılmaz vehametinide
Ne yapalım iş güç, ekmek kavgası
derken Antalyalı olduk artık. Başka bir formül bulmak gerek. Sıcak bize
geliyorsa, ondan kaçmak da bizim elimizde. Hani birazda imkan meselesi. Sıcağı
gördüğünde ne olursa olsun arabanın gazına kaçarcasına basmak. Nerelere
gitmedim ki bir nebze olsun nemsiz bir hava teneffüs etmek adına. Google
Earthün müthiş görsellerinden dahi faydalandım. İstatistikler dahi tuttum. Ne
yapayım elimde değil, ben bir Karadenizliyim. Kaçacak bir yer bulmam gerek.
Bir haftasonu ver
elini Bucaka, başka bir hafta sonu Yeltene, daha sonra Korkuteliye,
Bayatbademlerine, Bademağacına Geyikbayırına, Çağlarcaya, Dağbeline,
Feslikan Yaylasına. Hele Feslikan Yaylasını hiç unutamam. İşte dedim Yayla.
Off of. Yeşilin her tonu vardır orada, ciğerlerimiz bayram eder hayalleriyle
yola koyuldum. Hemen hemen 3. vitesi dahi göremeyen yamaçlı, patikalı yollara
inat göreceğim yeşilliğin hayaliyle yılmadan bastım gaza. Tabelada gördüğüm
Feslikan Yaylası yazısını hiç unutamam. Kafamı 360 derece çevirmeme rağmen
hayalimdeki yayladan eser yoktu. Tam bir yıkım oldu. Bir tane ağaç olmazmı
yayla denen yerde. Zaten o gidişim ilk ve son oldu.
Sonraki serin
mevkii arayışlarımı sırayla anlatayım. Serin dediğime bakmayın, Feslikan
Yaylasıda serin fakat yayla doğasından uzak.
Dağbeli;
Tek tük ağaçların
arasında, Antalya ile ilişiği kesen dağın eteğinde kurulmuş. Burdur-Antalya
karayolu hemen yanıbaşında. En büyük handikapıda bu olsa gerek. 100 metre
yanıbaşınızdan bitmek tükenmek bilmeyen bir araç trafiği akıyor. Sakinlik
arayan ben bunu istemem açıkçası. Havası güzel, nemden arınmış. Fakat sadece bu
yönü yetersiz.
Bademağacı;
Dağbelinin tam
karşısında. Fakat ana yoldan daha içeride. Ana yol gürültüsünden uzak. En büyük
eksikliğimiz ağaç. Dümdüz bir ova görünümünde. Burasıda bana göre değil. Ben
yeşil ton arıyorum, o da yanıbaşındaki dağın eteğinde, düzlükte yeşilden pek
eser yok.
Bayatbademler;
Korkuteli yoluna
sapıyoruz. Yaklaşık 20 kilometre sonra sağdaki Bayatbademler tabelasından içeri
giriyoruz. Yolumuz orman yolu. Yeşillikler arasından köyün düzlüğüne geliyoruz.
İmar problemi olmayan arsa arıyoruz. Maalesef yok. Köyün belli çevresi dışında
tüm arazi tarla statüsünde. Yüzde 5 imarı var ama. Fiyatlarıda almış yürümüş. Dönümüne
3.000 YTL istenen tarlalar, son zamanlardaki talepten ötürü 25.000 YTL istenir
hale gelmiş. Ve sonra öğreniyorum ki köyde su problemi var. Yani su yok. Düzlük
arazi olması sebebiyle aşırı yağmurda nereyi su basacağı belli değil. Arsa
ararken köylüler kendi aralarında konuşuyorlar. Orayı su basıyormuydu falan
diye. Yok. Burada bana göre değil.
Geyikbayırı;
Çakırlar yoluna
giriyoruz. Pazar günü kurulan köy pazarının içinden geçip ilerliyoruz. Köyün
içinden geçerek yokuşa vuruyoruz kendimizi. Ve artık çıktıkça çıkıyoruz. Bu
çıkış rakımı 700 metreye kadar çıkaracak. Geyikbayırına en sonunda varıyoruz.
Antalya sahili manzarası tam karşımızda. Aslında bana göre bu hiçde iyi değil.
Çünkü deniz ile arada bir şey olmadığından nem kimi zaman yine ensenizde. 700
metre çokda kar etmiyor bu duruma. Yeteri kadar yeşilliği olmasına rağmen
serinliği yetersiz.
Yelten;
Bu serin yer
arayışı oldum olası kanıma işlemiş olsa gerek. 100 kilometre sırf serin bir yer
görmek için gidilir mi? Ben giderim. Korkuteliye vardıktan sonra sağa Bozova
yoluna dönüyorum. Bozovaya gelmeden soldaki Yelten tabelasından içeri
sapıyorum.
Üç beş yıllık çam
ağaçları arasında merkeze varıyorum.
Havası serin
olmasına rağmen kıraç topraklara sahip.
Kahvehanenin
yanındaki bakkal ile yöre hakkında konuşuyoruz. Beldede su çok az. Sulama
sırayla yapılıyor. Zaten doğru dürüst orman da yok. Burada bana göre değil.
Üçoluk;
Altınyaka yoluna
sapmak için Konyaaltına geliyorum. Dereceye bakıyorum 27yi gösteriyor.
Kilometreyide sıfırladım. Hurma semtinden geçerek Altınyaka tabelasını takip
ediyorum. Tatlı bir yokuş karşılıyor bizi. Sekiz senedir buralara nasıl
gelmemişim diye içimden geçiyor. Orman yolu bizi Hisarçandırın Gedeller
mahallesine ulaştırıyor. Gözüm dereceye ilişiyor hiç değişiklik yok. Aynen 27.
Sol taraftaki ormanlarla kaplı vadide evler var. Bana Geyikbayırını
çağrıştırıyor burası. Yoluma devam ediyorum. Gedeller mahallesini geçtikten
sonra yol genişliyor daha rahat bir hal alıyor. Beş altı kilometrede bir çeşme
karşılıyor bizi. Bir tanesinde durup su içiyorum. Anlaşılan buralarda su bol.
Tekrar arabaya biniyorum. Ara ara gözüm dereceye gidiyor 25, 21, 18 devam
ettikçe hem derece düşüyor hemde etrafım dahada güzelleşiyor. Ve aşağıda
sıfırladığım kilometre 30 u gösteriyor. Yolun kenarlarında sağlı sollu kar
birikintileri var.Üçoluk'tayız.Derece kaçta mı? Tamı tamına 12. Merak edenlere
söyleyeyim aylardan Şubat.Solumda sedir ormanları, sağımda sedir ormanları.Karşımda duran
dağın eteklerindeki sedir ağaçlarını kaplamış kar manzarası muhteşem. Kendimden
geçiyorum. Daha önceden neden gelmemişim buralara diye kızıyorum kendime.Köylülerle
konuşuyorum. Bu yol eskiden sahildeki Kemer yolu açılmadan önce
kullanılıyormuş. İmarlı problemsiz bir arsa varmıdır diye düşünüyorum. Öyle bir
yerde durmuşum ki imarlı parseller beni bekliyor. Bir tanesinde karar
kılıyorum. Ve yıllardır süren arayışım son buluyor. Burası Antalya'daki
Karadeniz. İşte tam burası bana göre...
İstatistik dedim ya. İşte onlar. Lara'dan uzaklıkları ve rakımları.
Lara'dan-Üçoluk
51 km / 1250 mt.
Lara'dan-Dağbeli
61 km / 792 mt.
Lara'dan-Bademağacı 63
km / 865 mt.
Lara'dan-Bayatbademler 44 km / 589 mt.
Lara'dan-Korkuteli
70 km / 993 mt.
Lara'dan-Yelten
96 km / 1025 mt.
Lara'dan-Geyikbayırı
45 km. / 700 mt.
Lara'dan-Çağlarca
44 km. / 850 mt.